“Burçlara inanmadığımı sanırdım ama NASA herkesin burcunu değiştirince afalladım”

NASA'nın 13. burç olarak Yılancı'nın (Ophiuchus) varlığını doğrulaması, yıldız haritanızın artık eskisi gibi olmadığı anlamına geliyor

NASA'nın burç haritasında yaptığı belirtilen değişiklik birçok kişi tarafından şaşkınlıkla karşılandı (Josh Rangel/Unsplash)

Kiliseleri öğle yemeği molasında "sadece atmosferi" için ara sıra ziyaret eden vadesi geçmiş bir Roma Katoliği olarak, bana ne anlattığına inanmadan maneviyatı güvende hissettirici bir örtü olarak kullanmaya daha aşina biriyim. Bence bir kavramı rahatlatıcı bulmak, onun varlığı konusunda kendimi rasyonel bir şekilde ikna edememekle büsbütün çelişmiyor.

Yıldız haritalarıyla ilgili ilk deneyimim, genç kızken Mizz dergisinin arka sayfalarına göz atıp benim hiçbir fikrim yokken bir yabancının hayatımı bekleyen sonuçlar hakkında ne düşündüğünü öğrenme merakıyla geçmişti. Annem (dindar olmasına rağmen) her zaman kuşkucu biriydi ve ebeveynlerin çoğu inancında olduğu gibi ben de annemle aynı fikirde olmaktan memnundum, hele de bir Yengeç olarak evrenin bana bahşettiği şeylerin bir hafta önce Balık, İkizler veya Yay için okuduklarımdan farklı olmadığını gördüğümde.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Büyüdükçe, burçların sunduklarına dair süregelen şüpheciliğime karşın kendimi internetteki astroloji makalelerine tıklarken, o zamanki erkek arkadaşımın burcunu Google'da aratıp uyumsuzluğumuza üzülürken, yeni partnerimin burç haritasının daha ümit verici olması karşısında inancımı tazelemiş hissederken, astrolog Mystic Meg'i Britanya medya kültürünün temel direği olarak görürken ve kahvemi üçüncü kez klavyeye döktüğümde "Merkür geri gidiyor" derken buluyordum. Her seferinde, dünya bir mana ifade etmediğinde tanıdık ve sürekli bir güvence, bir destek olarak tekrar burçlara dönüyordum.

14 Temmuz'da çıkan haberler, NASA’daki bilim insanlarının 29 Kasım-17 Aralık döneminde doğanlar için 13. burç olarak Yılancı'yı (Ophiuchus) keşfettiğini söylüyordu. Kral pitonun çok da neşeli bir karakter olmaması bir yana, bu karmaşa aynı zamanda takvime göre sözümona ben dahil milyonlarca insanın burcunun kayacağı anlamına geliyordu. Bu varsayıma göre artık bir Yengeç değil, İkizler insanıydım. Her ne kadar bu görüş artık çürütülmüş ve yıldız haritası hayranları bir kez daha güven tazelemiş olsa da Yengeç statümün benden alınabileceği fikri huzurumu kaçırdı.

Yıldız haritaları bir bakıma bin yıllık bir rönesanstan geçti: Bu uygulamanın binlerce yıldır farklı formlarda var olmasına rağmen popüler kültürle uyumlu bir astroloji halini alıp gerçek anlamda toplumda kabul görmesi son 20 yılda gerçekleşti. Çalışmalar herhangi bir yerde 18-24 yaş aralığındaki kişilerin yüzde 58'inin ve daha ihtiyatlı olarak 18-34 yaş aralığındakilerin de yüzde 20'sinin burçlara inandığını gösteriyor. Daha düşük oranı baz alsak bile, psişik hizmetler sektörü 2011-2016 döneminde yüzde 2 büyüme gösterirken, IBIS World bu tür hizmetlerin yılda 2 milyar dolar'a (yaklaşık 13,7 milyar TL) tekabül ettiğini belirtiyor.

Bunda kuşkusuz kapitalizmin de yardımı oluyor: ASOS'un tamamıyla astroloji temalı bikini serisi var, Londra'daki her parkta karşınıza Carrie Bradshaw gibi altından burç kolyesi takmış 10 kadın çıkar, Soho House üye kulübü "Öz bakım için astroloji geceleri" düzenliyor, burç falı caps'leri paylaşan popüler Instagram hesapları binlerce takipçiye sahip (@notallgeminis'in 584 bin takipçisi var) ve Twitter ev arkadaşını Oğlak burcu diye reddeden ev sahibinin haberiyle çalkalanıyor.

Yeni Çağ hareketinin bu büyücülükle daha az, Urban Outfitters'ın takımyıldızı tişörtleriyle daha çok anlamdaş yumuşak versiyonuysa, sadece büyük markaların bundan para kazanma kabiliyetiyle değil, kimine göre örgütlü dinin daha geleneksel biçimlerinin gerilemesiyle de körükleniyor.

Yıldız haritalarının yitirdiğim inancımın yerini aldığını hiçbir şekilde söyleyemem ama Haziran Yengeci olmak öz kimliğimin kesinlikle bir parçası. Nasıl ki İrlanda kökenli bir Britanyalı, 1990'lar çocuğu ve Essexli bir kadın olmak kendime bakışımın bir parçasıysa Yengeç burcu olmak da öyle ve her gün kafa yoruyor olmasam da beni geçmişteki, şimdiki ve gelecekteki bana bağlıyor. Bunu değiştirmek yanlış olmakla kalmıyor, aynı zamanda derin bir rahatsızlık hissi de yaratıyor.
 


2008 mali çöküşü, ardından 10 yıllık kemer sıkma dönemi, iş bulma zorlukları, siyasi çalkantılar, sonu gelmeyen seçimler, Brexit, koronavirüs ve şimdi de bir başka ekonomik çöküşün eşiğine gelme neticesinde dünya gitgide daha riskli bir hal alırken neslimin çoğu gibi bir parça konfor ve istikrara sahip olmak güzel bir şey. Kim olduğunuzu bir kriz ya da bir sonraki kriz karşısında görmenizden ziyade daha uzun vadeli bir hisle bilmek...

Yengeç burcundan birinin (varsayılan) karakter özellikleriyle ilgili olmadığımı söylemek de yalan olurdu: Sadık, koruyucu, müşfik, aşırı hassas, sezgileri güçlü, hatta evet, kaprisli ve kinci (tabii hepsinin iyi şeyler olduğunu söylemedim). Beynimin rasyonel çalışan kısmı bunların kişiliğimin tamamı olmadığını ya da farklı aylarda doğanların da söz konusu özellikleri taşıyabileceğini söylese de bu şüpheciliğe rağmen burcum kendimi dünyada nasıl gördüğümü yansıtan dokunun bir parçası olarak hâlâ genel benlik algımı beslemeyi sürdürüyor.

Burçlara inansın ya da inanmasın herkes hangi burçtan olduğunu bilir (evet, siz de dahil). Bana göre İkizler olmak (güvenilmez ve dürtüsel, hayır almayayım) bu yıl şimdiye kadar yaşadığım en 2020-vari şey olurdu. Sevdiklerimizi ve evden ayrılma özgürlüğümüzü elimizden alan 2020 bunla yetinmeyerek benlik duygumuzu da un ufak etmek istiyor. Bilim insanları ne söylemiş olursa olsun ben Yengeç rozetimi taşımayı sürdüreceğim.

 

 

https://www.independent.co.uk/life-style

Independent Türkçe için çeviren: Kerim Çelik

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU